
İhalede hak kaybı yaşamamak için şikâyet süresini doğru hesaplayın, EKAP üzerinden e-şikâyet adımlarını bilin. 10 gün kuralı, “farkına varma” ve kritik tuzaklar burada.
İçerik:
İhalede “şikâyet” deyince neyi konuşuyoruz?
Açıkçası kamu ihalesi süreçlerinde en çok can yakan şey, “haklıydım ama süreyi kaçırdım” cümlesi. Çünkü şikâyet, itiraz, düzeltme talebi gibi haklar; doğru zamanda, doğru mercie ve doğru yöntemle kullanıldığında işe yarıyor. Yoksa elinizde çok iyi bir argüman olsa bile dosya kapanmış oluyor. Bu yüzden bugünkü yazıda iki temel konuya odaklanacağım: şikâyet süresinin nasıl hesaplandığı ve EKAP üzerinden e-şikâyet meselesi.
Gördüğüm kadarıyla özellikle hizmet alımı ve yapım işi ihalelerinde aynı yanlışlar tekrar ediyor: Tebliğ tarihi ile öğrenme tarihinin karıştırılması, “nasıl olsa dilekçe verdim” rahatlığı, EKAP’ta yapılan işlemlerin delil değerinin hafife alınması… Oysa birkaç basit kontrol adımıyla bunların büyük kısmı önlenebilir.
Hızlı özet: 3 adımda doğru şikâyet stratejisi
- Önce süreyi netleştir: Başlangıç tarihi “farkına varma/tebliğ” ayrımına göre değişebilir.
- Sonra kanalı seç: Bazı durumlarda EKAP üzerinden e-şikâyet zorunluluğu gündeme gelir.
- Son olarak içerik ve delil: Dilekçe, ekler, ekran görüntüleri ve doküman referansları düzenli olmalı.
Şikâyet süresi hesaplama: En çok yanılınan yer
Şikâyet süresi hesaplaması, basit gibi görünür ama pratikte epey çetrefilli. Çünkü herkes takvime bakıp “10 gün” diyor; fakat asıl mesele, o 10 günün nereden başladığı. Bazen tebliğden, bazen de “farkına varma” anından. Bir de ihalenin hangi aşamasında olduğunuz çok belirleyici.
“Farkına varma” ne demek, neden bu kadar önemli?
“Farkına varma”, kabaca söylemek gerekirse, bir aykırılığı öğrendiğiniz an. Bu, mutlaka resmi tebligatla gelmeyebilir. Örneğin dokümanda rekabeti daraltan bir şartı dokümanı indirdiğiniz gün gördüyseniz, bence “ben daha sonra anladım” demek çoğu zaman ikna edici olmaz. Çünkü doküman elinizdeyse ve ilgili hüküm açıkça yazıyorsa, öğrenme anı erkene çekilebilir.
Burada ince bir nokta var: Her şey “gördüm” diye başlatılmaz. Aykırılığın teknik yorum gerektirdiği veya sonradan ortaya çıktığı durumlarda “farkına varma” tarihi daha tartışmalı hale gelir. Yani iki dosya birbirine benzese bile, süre hesabı bambaşka sonuç verebilir.
10 gün kuralı tek başına yetmez: Hangi olay tetikledi?
10 gün kuralı, dilimize neredeyse “refleks” gibi yerleşti. Ama şikâyet süreleri, başvuru konusu işlem/eyleme göre farklılaşır. Doküman düzenlemesi mi, değerlendirme işlemi mi, yasaklılık mı, yeterlilik belgesi mi? Her biri aynı mantıkla ilerlemez.
En doğrusu şu: Önce “neyi şikâyet ediyorum?” sorusunu tek cümleyle netleştirin. Sonra bu işlemin hangi tarihte öğrenildiğini ispatlayabilecek şekilde not edin (mail tarihi, EKAP mesajı, doküman indirme log’u, tutanak tarihi vb.). Sonra süreyi hesaplayın. Bu kadar.
Pratik hesaplama şablonu
Ben pratikte şöyle bir şablon öneriyorum (ekip içinde de çok işe yarıyor):
- Şikâyet konusu: (Örn: “Yeterlilik kriteri olarak istenen belge mevzuata aykırı”)
- Öğrenme anı: (Örn: “Dokümanı indirdiğim ve ilgili maddeyi gördüğüm tarih”)
- Başlangıç günü: (Örn: “Öğrenme tarihini izleyen gün” gibi bir kurguyu dosyada tutarlılaştır)
- Son gün: Takvim üstünde işaretle, ekipte iki kişiye daha kontrol ettir.
- Başvuru kanalı: EKAP e-şikâyet mi, yazılı mı, karma mı?
EKAP e-Şikâyet: “Elden verdim, sayılmaz mı?” tartışması
Gelelim ikinci büyük başlığa. EKAP üzerinden e-şikâyet konusu, son yıllarda daha sık karşımıza çıkıyor. Çünkü sistemin dijitalleşmesi arttıkça, başvurunun şekli de önem kazanıyor. Bazen idareye elden dilekçe verildiğinde “tamamdır” sanılıyor; sonra süreçte “usulden reddedildi” sürprizi yaşanıyor. İşte o an, insanın morali gerçekten bozuluyor.
Benim yaklaşımım şu: Eğer mevzuat/sistem uygulaması belirli bir başvuru için elektronik kanalı şart koşuyorsa, elden verilen dilekçe çoğu zaman riskli kabul edilmeli. “Ben verdim” demek yetmeyebilir; çünkü sistem kayıtları ve usuli şartlar, idarenin işlemi nasıl kabul edeceğini belirliyor.
E-şikâyet zorunluluğu neden getiriliyor?
Biraz da mantığını konuşalım. E-şikâyet zorunluluğunun temel gerekçeleri genelde şunlar oluyor:
- Başvuru zamanının ve içeriğinin kayıt altına alınması
- Delil ve eklerin standart formatta sunulması
- İdare ve Kurum süreçlerinin hızlanması
- “Ben verdim, o kaybetti” gibi tartışmaların azalması
Yani aslında sistem, hem sizin hem idarenin “sonradan tartışma” yaşamaması için var. Tabii pratikte bazen tam tersi oluyor ama niyet bu.
Elden dilekçe hiç mi işe yaramaz?
“Hiç işe yaramaz” demek fazla iddialı olur. Bazı durumlarda idare, elden gelen dilekçeyi alıp kayda sokabilir ve süreç başlatabilir. Ancak burada güvenli olan yöntem, mecburi elektronik kanal varsa onu kullanmaktır. Çünkü e-şikâyet, başvurunun yapıldığını kanıtlayan güçlü bir iz bırakır: tarih-saat, içerik, ek listesi, sistem kayıtları…
Bence en kritik soru şu: İlgili başvuruda e-şikâyet zorunlu mu, yoksa seçenek mi? Bu ayrım netleşmeden “elden verdim” diye rahatlamak çoğu dosyada gereksiz risk.
Bu iki konuyu birlikte düşünün: Süre + kanal = kader
Şunu net söyleyeyim: Şikâyet süresini doğru hesaplayıp yanlış kanaldan başvurursanız, yine problem. Ya da doğru kanaldan başvurup süreyi kaçırırsanız, yine problem. Yani bir nevi “çift kilitli kapı” gibi: iki kilit de açılmadan dosya ilerlemiyor.
Mini kontrol listesi (dosyayı göndermeden önce)
- Şikâyet konusu tek cümleyle net mi?
- Öğrenme/tebliğ tarihi somut delille destekleniyor mu?
- Süre hesabı takvim üzerinde işaretlendi mi?
- Başvurunun kanalı (EKAP/e-şikâyet vs.) doğru mu?
- Ekler numaralandırılmış mı, referanslar metin içinde gösterilmiş mi?
Örnek senaryolar: Gerçek hayatta nasıl olur?
Senaryo 1: Dokümanda tartışmalı bir yeterlilik şartı
Diyelim ki ihale dokümanında, piyasada sadece bir-iki firmanın sağlayabileceği bir belge şartı var. Siz de dokümanı indirdiğinizde bunu fark ettiniz. Bu durumda “farkına varma” tarihi büyük ihtimalle doküman indirme/inceleme anına yakın kabul edilir. Sonradan “ben bunu teklif verirken anladım” demek, çoğu zaman ikna edici olmaz. O yüzden dokümanı indirir indirmez kritik maddeleri taramak, aslında sadece iş kolaylığı değil; hukuki güvenlik meselesi.
Senaryo 2: Değerlendirme sonrası ortaya çıkan bir çelişki
İdare bir değerlendirme yapıyor ve siz, açıklanan sonuçtan sonra bir tutarsızlık görüyorsunuz. Burada öğrenme anı, çoğunlukla sonucun size bildirildiği tarihle ilişkilidir. Bu gibi durumlarda ekran görüntüleri, duyuru kayıtları, tebliğ log’ları gibi somut deliller dosyanın bel kemiği olur.
Senaryo 3: Elden dilekçe verildi, ama EKAP zorunluluğu vardı
En sık yaşanan drama bu. Süre içinde idareye elden dilekçe veriliyor, hatta evrak kayıt numarası alınıyor. Ama süreçte, “usulüne uygun başvuru yapılmadı” denilerek konu tıkanıyor. Bu yüzden e-şikâyet zorunluluğu ihtimali varsa, elden dilekçeyi “yedek” olarak düşünmek daha güvenli bir yaklaşım olabilir. Yani asıl başvuru elektronik, elden verilen ise destekleyici kayıt gibi.
Bir tablo: Hangi aşamada hangi risk daha büyük?
| Aşama | En büyük risk | Pratik çözüm |
|---|---|---|
| Doküman inceleme | “Farkına varma” tarihinin erken kabul edilmesi | Dokümanı indirince aynı gün kritik maddeleri tarayın |
| Değerlendirme/sonuç | Sonucun öğrenilme tarihinin ispatı | EKAP duyuru kayıtlarını ve ekran görüntülerini saklayın |
| Başvuru yöntemi | Yanlış kanaldan başvuru (e-şikâyet varken elden) | Zorunluluk varsa elektronik başvuruyu temel alın |
Bu iki başlığı detaylı okumak isterseniz
Bu yazıda genel çerçeveyi pratik bir dille toparladım. Ancak “farkına varma” ve süre hesabının daha teknik tarafını ayrıca incelemek isterseniz şu içeriğe göz atabilirsiniz:
İdareye Şikâyet Süresi Nasıl Hesaplanır? “Farkına Varma” ve 10 Gün Kuralı
EKAP üzerinden e-şikâyetin hangi durumlarda gündeme geldiği ve elden dilekçe meselesinin pratik riskleri için de şu yazı işinizi kolaylaştırır:
EKAP Üzerinden E-Şikâyet Zorunlu mu? Elden Dilekçe Şikâyet Sayılır mı?
İhalebilgi.com ile doğru bilgiye hızlı ulaşın
Kamu ihale süreçlerinde bazen tek ihtiyacınız olan şey, “aynı mesele daha önce nasıl değerlendirilmiş?” sorusuna net bir yanıt. İşte tam bu noktada ihalebilgi.com devreye giriyor. Sitede özellikle kik kararları, kamu ihale mevzuatı ve kik karar analizleri odaklı içeriklerle; kararların mantığını, uygulamadaki etkisini ve benzer dosyalara nasıl yansıdığını daha rahat takip edebiliyorsunuz.
Bana göre en güzel tarafı şu: Sadece “ne oldu”yu değil, “neden böyle oldu”yu da yakalamanıza yardımcı olması. Çünkü ihalede çoğu zaman sonuçtan çok gerekçe öğretici oluyor.
Son söz: Bir gün bile bazen çok şey değiştirir
İhale süreçlerinde süreler bazen “göz açıp kapayıncaya kadar” geçiyor. O yüzden şikâyet süresini doğru hesaplamak ve doğru kanaldan başvurmak, aslında işin yarısı. Kalan yarısı da sakin kalıp dosyayı düzenli hazırlamak. Siz de bu konularda daha önce yaşadığınız bir örnek varsa yorumlarda paylaşın; hem sizinki gibi durumlar başkalarına da yol gösteriyor, hem de aynı hataları tekrar etmiyoruz, iyi oluyor.
Bu Yazıya Tepkin Ne Oldu ?



